|
|
|
Hıncal ULUÇ / Diyabetli Ünlüler

Hıncal Uluç 15 yıldır diyabet hastası. Bu hastalığı önce
beyninde bitirdiğini anlatan Uluç, bu sayede sağlıklı
yaşadığını belirtiyor.
Diyabeti beynimde bitirdim!
Sabah gazetesinin renkli yazarı Hıncal Uluç, 43 yıldır basın
dünyasının içinde. Hemen hemen her konuda yazıyor, ama
diyabetli olduğuna dair ser veriyor sır vermiyor
yazılarında.
Oysaki 15 yıldır diyabetli. Ve diyabetli olduğunu bilenlerin
sayısı çok az, çünkü Uluç, diyabetle birlikte daha
bir çok hastalığı olmasına karşın, hastalıklarını beyninde
bitirdiği için onlardan bahsetmeyi gereksiz buluyor.
Onun hayatında karamsarlığa hiç yer yok. “Ben mutlu
olması gereken bir adamım” işte bu sözler onun hayata
bakış açısının itirafı…
İsmet Paşa’nın bir sözünü örnek göstererek diyabetin onun
mutluluğunu engellemediğini söylüyor: “Ben
bu kadar sağlıklı yaşıyorsam bunu diyabete borçluyum, çünkü
diyabetim sayesinde zararlı olan şeyleri yememeyi öğrendim”.
1 Kasım 1939 doğumlu ve 43 yıldır gazetecilik yapan Uluç,
aslında bir Mekteb-i Mülkiye mezunu. Gazeteciliğe de bu
yıllarda adım atıyor. Bir müddet çalıştıktan sonra sonunda
Sabah gazetesinde buluyor kendini…
Hıncal Bey’ in bizim için önemli olan diyabetiyle
ilgili düşüncelerini almak için Sabah Gazetesindeki ofisinde
gerçekleştiriyoruz sohbetimizi…
Kaç yıldır diyabetlisiniz Hıncal
Bey?
15 yıldır diyabetliyim. Diyabet babamda da vardı.
Diyabetin kalıtımsal olduğunu biliyordum ve bakalım
hangimize geçecek diye ailece bekliyorduk. Tatile gittiğimiz
bir dönemde bende ani bir kilo kaybı olunca şeker
olabileceğini düşünerek doktora gittik. Düşüncemizde
yanılmamıştık. Hemen ilaç tedavisine başladık.perhizimi
yapmaya başladım. Hamur tatlılarını çok severdim, onları
yemek listemden çıkardım.
Çok yoğun yaşıyorsunuz, yemek
düzeninize dikkat edebiliyor musunuz?
Doktorum bana nasıl beslenmem gerektiğini anlatmıştı. Her
şeyden kendimi mahrum etmem gerekmediğini, birinin yerine
diğerini koymam gerektiğini söyledi. Yani biraz pilav yersen
onun yanında ekmek yeme, ama illa yemeğin suyuna ekmeğini
banmak istiyorsan o zaman da pilav, makarna yememelisin
demişti. Ben de bu ikame sistemini uyguluyorum.
Sık sık kontrole gidiyor musunuz?
Bu konuda iyi bir hasta olduğumu söyleyemeyeceğim. Kendimi
biraz izliyorum, şüphelendiğim zaman gidiyorum. Gittiğim
zaman da gerçekten şekerimin yükseldiğini öğreniyorum. O
zaman perhizimi hızlandırıyorum.
Diyabet aktif yaşamınızı pek
etkilemiyor öyleyse?
Diyabet aktif yaşamımı kesinlikle etkilemiyor. Bende zaten
her türlü hastalık var. Yüksek kolestrol, yüksek tansiyon ve
şeker. Bunun yanında böbreğimin biri alındı, diyaframım
delindi, safra kesemde taş var ve midem beş kere kanadı.
Yani bu hastalıkların hiçbiri sizi
etkilemiyor?
Kesinlikle hiçbiri beni etkileyemez. Çünkü hastalıklar
insanın kafasında biter. Hastalığı kafanıza taktığınız zaman
tedaviler de insana etki etmiyor. Ben bu hastalıklarım var
diye hayatımda hiçbir değişiklik yapmıyorum. Eğer kafana
takarsan her şey bitmiştir. Ama kafana takmamak da oturup 5
kilo baklava yemek değil tabii.
Bu hastalıkla yaşamayı biraz öğrendiğin, yemek tarzını biraz
değiştirdiğin zaman, ki bu uyguladığın yemek tarzı da zaten
bir insan için en sağlıklı olan yemek düzenidir. O zaman
bütün hayatınızı asla hasta olmamış gibi yaşarsınız. Üstelik
bana diyabetin keşfettirdiği şeyler var, örneğin şekersiz
kahve ve şekersiz kola.
Şekeri çok sevmeme rağmen yiyemiyorum ama sakarin
kullanmaktan da hoşlanmam. Çünkü suni tatlandırıcılar çok
tatlı geliyor. Önceleri kahveyi şekerli içerdim, şimdi önüme
yanlışlıkla şekerli kahve geldiğinde adeta midem bulanıyor.
Meğerse kahvenin tadı şekersiz içince anlaşılırmış. Normal
kola içerdim, şimdi hakikaten ağzıma süremiyorum, şekersiz
kola içmek mükemmel bir şey.
Yani diyabet çok şeyi keşfetmemi sağladı. Tek şikayetim,
hala şekersiz tatlıların yapılamamış olması, benim en
sevdiğim şeyler. O yüzden bazen yarım dilimlik kaçamaklar
yapıyorum.
Diyabet tedavileri hakkındaki
düşünceleriniz nedir Hıncal Bey?
Diyabet tedavileri giderek kolaylaşıyor. Örneğin bugün
insülin yapmak zounda olanlar yanlarında insülin
taşıyabiliyorlar. Ama bunlar hep maddi güç gerektiren şeyler
tabi.
Kişinin insülin alacak maddi gücü yokken en modern araçlarla
insüline ulaşması hayal.
Bu aradaki boşluğu dolduracak olanların da devlet ve diyabet
kuruluşları olduğunu düşünüyorum. Kimse kimseye bedava
insülin dağıtmıyor. Maddi imkansızlıkları karşılayacak
kuruluşlar olduğu zaman da zaten diyabet hastalık olmaktan
çıkar. Hatta diyabetin hastalık olmadığına dair İsmet
Paşa’nın bir sözü vardır. :
“Ben bu kadar sağlıklı yaşıyorsam bunu diyabete borçluyum,
çünkü diyabetim sayesinde zararlı olan şeyleri yememeyi
öğrendim”.
Fakat burada gerçekten önemli görev devlete ve gönüllü
diyabet kuruluşlarına düşüyor.
Peki basının devleti harekete
geçirmede, halkı bilinçlendirmedeki rolü neler olmalı?
Bu konuda Türk basınından hiçbir şey beklemiyorum. Çünkü
bizim basınımız kadar ilgisiz, alakasız ve ülke sorunlarıyla
ilgilenmeyen bir basın olamaz. Türkiye’de o kadar çok sorun
var ki, fakat acı olan nokta bu sorunları çözmek için neler
yapılabileceğini herkesin bildiği halde kimsenin bir şey
yapmaması. Dünyanın sağlık konularında en ilgisiz medyası
Türkiye’de ve bu yüzden halkın sağlık konusunda bilgisiz,
bilinçsiz olduğu da kesin.
Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin gazetelerinde
haftada bir gün hatta bazılarında her gün yayınlanan sağlık
sayfaları vardır. İnsanoğlunun en önemli şeyi sağlık, bizde
ise sağlığa verilen önem sıfır.
Diyabetlilere özel bir derginin
olması sizi sevindiriyor olmalı?
Bugüne kadar diyabetle ilgili nerede bir yazı görsem
okuyordum ama artık yerli hiçbir yayını okumuyorum. Bu
yüzden şunu söyleyeyim; “diyabetle yaşam” dergisi de masama
geldiği halde hiç açıp okumadım. Çünkü bugüne kadar bu
konuda nerde bir yazı okusam hepsi çok moral bozucu
şeylerdi. Din kitaplarındaki cehennem dehşeti gibi, işte
“diyabetli oldun hapı yuttun, artık yarım yamalak insansın”
diyorlar. Oysa ki diyabetli olmanın bir sorun olmadığını,
insanın yaşantısında hiçbir şey değiştirmediğini anlatabilen
ve bana moral veren hiçbir yazıya rastlamadığım için kendi
kendime yerli yayınları okumamaya karar verdim. Diyabetle
ilgili hiçbir konuyu okumuyor, bu konuyu tartışmaya bile
açmıyorum.
Bizim dergimizin amacı da zaten
diyabetin bir yaşam biçimi olduğunu anlatmak ve
umutsuzluklara son vermek Hıncal Bey?
İşte benim istediğim de bu. Ben zaten hastayım ve doktorumla
konuşunca ne yapacağımı da biliyorum. Onun için de bana
diyabetli olmanın her şeyin sonu olmadığını anlat, tüm
aktiviteleri yapabilirsin de, sonra neler yapmam gerektiğini
de söyle. Mesele gerçekleri güzel yansıtabilmekte. Yani bunu
yaparsan gidersin yerine bunu yaparsan çok daha keyifli ve
mutlu yaşarsın diyen yazıları okumak istiyorum. Sağlığım
konusunda tehdit edilmekten hoşlanmadığım için şimdilik
yerli yayınları okumuyorum.
Yurtdışında çok sık bulunan
birisiniz, diyabetlilere orada günlük hayatta sunulan
olanaklarla burada sunulan olanakları karşılaştırabilir
misiniz?
Dışarıda diyabetlilere hakikaten önem gösteriyorlar.
Günümüzde bir kavram kargaşası var. Diyet ve
diyabetik. Bu iki kavram aslında farklı şeyler. Üzerinde
“diyet” yazan çoğu ürün aslında diyabetiklere yasak. Diyet
ürünlerinin amacı; az kalori içererek insanları zayıflatmak.
Türkiye'de pek çok diyabet hastası, üzerinde diyet yazan her
şeyin kendisine uygun olduğunu düşünüyor. Bunun sonucunda
hastalığı daha kötüye gidiyor. Sağlık Bakanlığı bu konu
üzerinde mutlaka durması, diyet ve diyabet farkının
bandrollerde belirtilmesini sağlaması gerekiyor.
Diyabetlilere bir mesaj
göndermenizi istesek?
Aslında benim hayatım onlar için en güzel mesaj olacaktır
sanırım. Ben onlara karamsarlığın, umutsuzluğun arkasına
kapılıp gitmemelerini söyleyebilirim.
Toplum olarak karamsar yaratılmışız. Adeta kendimize
üzülecek bir şeyler arıyoruz. En sağlam insanlar bile
beyinlerinde bir rahatsızlık yaratıp, kabul ediyor ve
hayatını da hep bu rahatsızlığı düşünerek yaşıyor. Ben
karamsar bir aile ortamında büyüdüğüm halde iyimser olmayı
öğrenmiş biriyim. Bir sürü hastalığım olmasına rağmen hiç
biri umurumda değil, hiçbir şeyim yokmuş gibi yaşıyorum.
İyimser olmayı ne okulda ne de ailemde öğrendim. Kendi
kendimi eğittim ve böyle yaşamam gerektiğine karar verdim.
Herkes bunu başarabilir.
Kaynak: Diyabetle Yaşam Dergisi
|